Köken Bilin Yazıları

BEN SENİN CEMAZİYEL EVVELİNİ DE BİLİRİM

Bir kişinin geçmişiyle ilgili olumsuzluklarına vaktiyle tanıklık ettiğinizi naif bir biçimde “çok da yüzüne vurmadan” anlatmak için kullanılır.
Gelelim bu meşhur deyimin hikayesine:
Osmanlıda arşivcilik önemliydi ve devlete ait her belge titizlikle saklanırdı. Şimdiki gibi bir dosyalama düzeni olmadığından bu iş için çuvallar kullanır ve her aya ait biriken belgeler torbaya doldurarak korunup, üzerine de evrakların ait olduğu ayın adı yazılırdı; Recep, şaban, ramazan, cemaziyel-evvel, cemaziyel-ahir gibi…
Rivayet odur ki; günün birinde CEMÂZIYEL EVVEL ayına ait belgelerin mühürlü bir sandıkla başka bir yere sevki gerekmiş… Arşiv memuru, sandığı hazırladıktan sonra boş çuvalı evine götürmüş. Dar gelirlilik bu ya; bir süre sonra bu torbadan kendine, İÇ ÇAMAŞIRI diktirmiş. Lakin çamaşırlar yıkansa da torbanın üzerindeki saf bezir işi mürekkep bir türlü çıkmamış.
Rivayet bu ya; arşiv memuru bir gün hamamda mesai arkadaşı ile karşılaşmış ve arkadaşı katibin iç çamaşırındaki cemaziyel-evvel yazısını fark etmiş. İşi anladıysa da ses çıkarmamış. Gel zaman git zaman torba hırsızı kâtip mesleğinde terfi ederek müdür olmuş. Artık kadife astarlı samur kürkler, işlemeli kaftanlar giyiyormuş. Eski meslek arkadaşlarına da tepeden bakmaya başlamış. Hamamda rastladığı arkadaşı da emrinde çalışıyormuş. Bir gün müdür olmanın verdiği hükmedicilikle arkadaşının onurunu kıran cümleler zikretmiş. Gururu kırılan arkadaşı ESKİ TORBA HIRSIZI müdüre şunları söylemiş: “Hadi canım sen de, kime hava atıyorsun? Ben senin cemaziyel-evvelini de bilirim…”
“Cemâziyel-evvelini bilmek” sözü o günden sonra, herhangi bir kişinin geçmişteki bir kusurunun unutulmadığını “ÜSTÜ KAPALI BİR BİÇİMDE” anlatmak için kullanılmaya başlanmış…
KISSADAN HİSSE: Cemaziyel-evvelimizi unutmayalım.

Leave a Comment

Your email address will not be published.

You may also like

Read More