İçinizde dünyanın ilk yapay dilini duyan var mı? Yok mu? Adı Esperanto.

Esperanto, dünyanın çeşitli halkları arasındaki iletişimi kolaylaştırmak amacı ile yaratılmış bir dildir. Milletlerarasıdır ve tarafsız bir dildir. Çünkü o dünyadaki tüm halklara aittir. Herhangi bir kültüre, politik, dinsel veya ekonomik egemenliğe kesinlikle eğilimli değildir.
İyi ama Esperanto’yu kim bulmuştur ve neden böylesi bir ihtiyaç doğmuştur? “Umutlu” anlamına gelen Esperanto dünya üzerinde bulunan az sayıda yapay dilden biridir. Yapay diller oluşum süreci ve kaynağı belli olan, insanların doğrudan etkisiyle oluşmuş dillerdir. Bir elin parmaklarını geçmezler ve Esperanto bu yapay dillerin ilki ve en çok kabul görenidir.
Dili yaratan Esperanto lakaplı Polonyalı bir göz doktorudur. Ludwik Lejzer (LAYT3A) Zamenhof (3A^MENOF) “Namıdiğer Dr. Esperanto” yoğun olarak Lehçe, Rusça ve Yidiş dilleri konuşulduğu bir bölgede yaşamaktadır. Bu durum üzerine küçük yaşlardan beri kafa yormaya başlayan Dr. Esperanto ortak dil kurma amacına ilk adımını 10 yaşındayken atmıştır. İlkin Latince dilini sadeleştirerek ondan bir dil türetmeyi düşünmüşse de Latinceyi öğrenmeye başlamasını müteakiben DİL YAPISININ çok zor olduğunu ve değiştirilmesinin imkânsız olduğunu görmüştür. Bu dönemlerde Dr. Esperanto, İngilizce öğrenmeye başlamış ve fiillerin kişilere göre çekimlenmesinin dili zorlaştırdığını fark etmiştir. Ve oluşturduğu dilde öncelikle bu sorunu ortadan kaldırmıştır. Ezberi kolaylaştırmak için de o yıllarda bilinme oranının yüksek olduğu CERMEN VE ROMEN DİLLERİNDEN kelimeler üzerine çalışmıştır. “Zamenhof’a göre Romen ve Cermen dillerinden yararlanarak oluşturduğu kelime hazinesi tüm Avrupa’ya yakın gelecektir.”

Esperanto 16 ana gramer kuralına bağlıdır ve kelime köklerini genellikle Batı dillerinden alır. 1887’de vücut bulan bu dil o dönemin iletişim imkânsızlıklarına rağmen oldukça ses getirir ve 1890’lara dek büyük heyecan yaratarak Avrupa’yı bile aşar; Amerika, Şili, Japonya, Meksika, Yeni Zelanda, Gine… Akıl alması zor bir başarıya ulaşır.
I. ve II. Dünya Savaşları sırasında bile bu dil için kongreler düzenlenir. Dahası 1920’de Birleşmiş Milletler Esperanto dilinin çalışma dili olması için öneri verir. Tahmin edin, OYBİRLİĞİNİ ENGELLEYEN tek ülke hangisidir?
“Fransa! Evet, taraftarı pek çok olan bu dili veto eden Fransa’dır; Fransızcanın dünya dili olma özelliğini kaybedeceği endişesiyle… Zira bu yapay dili kabullenmek; dönemin diplomasi dilinin KAN KAYBETMESİNE göz yummak demektir. Öte yandan DÜNYANIN İLK YAPAY DİLİNE darbe vuranlardan birinin Hitler olduğu da doğrudur. Hitler Esperanto’nun dünyanın dört bir yanına dağılmış̧, farklı dilleri konuşan Yahudilerin bir araya getirilmesi için yaratıldığı kanaatindedir. Ve tam da bu nedenle bu dile; öyle bir savaş açar ki, Esperanto dilini konuşan pek çok kişiyi öldürtür.
Peki ne mi oldu? Aradan geçen 100 küsur yılda yani günümüzde tahmini olarak 2 milyon kişi bu dili aktif olarak kullanıyor. Kim bilir belki siz de Esperanto konuşan kişilere katılıp Esperantisto olabilirsiniz. Unutmadan; yapay bir dil olarak oluşan Esperanto artık yapay bir dil değil. Yüzyılı aşkın bir sürenin ardından artık anadili Esperanto olan Esperantisto çocuklar var.
Adiyau (Hoşçakalın)

Yazılışı
adiaŭ

Leave a Comment

Your email address will not be published.

You may also like

Read More