Köken Bilin Yazıları

LOZAN MI, UŞİ Mİ?

Lozan mı? Uşi mi?

Efendim bu anlaşmalar hep neden Lozan’da imzalanır? Uzuuuun sebepleri var ama şimdi sırası değil. Asıl konumuz; şu 12 adalar meselesini Lozan antlaşmasına bağlayanlarla ilgili. Kimi bile isteye yapıyor bunu, kimi cehaletten vesile yanlış bilgisini doğru diye satıyor caka satarken. (Bu caka satmak da başka günün işi)…

Lozan; Türkiye Cumhuriyeti’nin şekillenmesinde, saltanatın kaldırılmasında, iç ve dış
politikamızın şekillenmesinde birebir rol üstlenmiş bir kent. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde olduğu kadar Asya ve Avrupa haritalarının mevcut hâlinin vücut bulmasında önemli roller üstlenmiş ve adını verdiği barış antlaşmasından sebeple hepimizin aklında mıh gibi yerleşmiş bir kent.

Lozan’da TC’nin çıkarlarına dair iki ayrı antlaşma imzalanmıştır. Ve ne gariptir ki bu iki antlaşma da aynı otelde imzalanmıştır. “Beau-Rivage Palace” bu antlaşmalardan ilki 1912’de Trablusgarp savaşı sonrasında imzalanmıştır. Onu İtalyan arşivlerinde ararsanız İtalyanca adıyla “Trattato di Losanna” olarak, Fransız arşivlerinde ararsanız Fransızca adıyla “Traite İtalo-Turc de Lausanne” olarak, bizim arşivlerimizde arayacak olursanız Türkçe’deki karşılığıyla “Uşi Antlaşması” olarak aramalısınız…

Peki nedir bu Uşi Antlaşması?
Ve neden İtalya’da ayrı Türkiye’de ayrı anılmakta?
1912 yılında imzalanan “Uşi Anlaşması”nın; gerçek adıyla “Lozan Anlaşması”nın isminin Türkiye’de farklı, İtalya’da farklı kullanılması son derece basit bir nedenledir; 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Anlaşmasıyla karışmaması için.

Trablusgarp Savaşı devam etmektedir ve Trablusgarp Savaşı devam ederken 8 Ekim’de Karadağ Osmanlı İmparatorluğu’na savaş ilan eder ve Balkan Savaşı patlak verir. Osmanlı İmparatorluğu HER NE PAHASINA OLURSA OLSUN İtalya’yla barışa razı olacaktır. Zira Ege Denizi’ndeki İtalyan donanması, Makedonya’ya yardım gönderilmesini engellemektedir. Bu durum Osmanlı İmparatorluğu’nu İtalya Krallığı’dan barış istemek zorunda bırakacaktır. Barış antlaşması müzakereleri için İsviçre’nin Leman gölü kıyısında yer alan Lozan şehrinin Uşi (Ouchy) semti seçilir. Sonuçta İtalya’nın şartları kabul edilir. 15 Ekim 1912 tarihinde imza altına alınan
antlaşma; Trablusgarp ve Bingazi’ye tam bir özerklik tanıyacaktır. Osmanlı İmparatorluğu, buradaki askerlerini geri çekecek, bu durum İtalya’ya, Trablusgarp ve Bingazi’yi serbestçe işgal edebilme fırsatını verecektir.

Osmanlı İmparatorluğu diplomatik olarak verdiği bu tavize karşılık; İtalya’dan elinde tutmakta olduğu Rodos ve çevresindeki Oniki Ada’yı (bir süre sonra) geri alacaktır. Lakin burada üzerinde durulması gereken iki ayrı husus mevzu bahistir. Birincisi; Osmanlı İmparatorluğu’na vadedilen bu maddenin yani adaların Osman İmparatorluğu’na tesliminin hiçbir zaman gerçekleşmediğidir. İkincisi ise II. Dünya Savaşı’ndan sonra adaların Uşi Antlaşması neredeyse yok sayılarak adaların bir vesile Yunanistan’a verilmesidir… Geri planda yaşananlara bakacak olursak karşımıza çıkan gerçek portre ise şöyledir; Osmanlı İmparatorluğu, Balkan Savaşları’nda Oniki Ada’yı Yunanistan’a kaptırma endişesi içinde kaldığı için adaları, savaştan sonra geri almak şartıyla (tıpkı bir yediemine verir gibi) İtalya’ya (geçici sure ile) vermiştir.

Ancak İtalya, Balkan Savaşları bitmesine rağmen “Uşi Antlaşması”nın gereğini yerine getirmeyerek adaları kendi topraklarına kattığını ilan etmiştir. Savaş sonunda Osmanlı İmparatorluğu, Kuzey Afrika’daki son topraklarını da kaybetmiş olur. Ayrıca ileriki yıllarda Türkiye ve Yunanistan arasında sıkça sürtüşmelere neden olacak olan adalar sorunu da resmen başlamıştır. II. Dünya Savaşı sırasında Almanya tarafından işgal edilen Oniki Ada, bir taktik ve/veya bir nişane olarak Türkiye’ye hediye edilmek istenmiş, ancak ülkenin tarafsızlığını bozacağı bahanesi* ile (*bahane kelimesi kişisel dipnotumdur) bu öneri reddedilmiştir. Ve sonuçta Oniki Ada, 1947 yılındaki Paris Antlaşması’yla Yunanistan’a bağlanmıştır. Zafer gibi başlayan Uşi Atlaşması gereği yerine getirilmeyen bir antlaşma olarak tarihin tozlu sayfalarına kaldırılmıştır.

Uşi antlaşmasının altında Mehmet Nabi Bey ve Rumbeyoğlu Fahreddin’in Cemil’in, Lozan Antlaşmasında ise İsmet İnönü’nün imzası vardır.
Aralarında da TAM 21 yıl…

Ancak her iki antlaşmanın (uluslararası platformlardaki isim benzerliği dışında) ortak yönleri de yok değildir hani. Misal aynı otelde imzalanmış olmaları… “Beau-Rivage Palace” Nereden mi biliyorum? Ben O otele gittim. Salonlarını, koridorlarını dolaştım. O havayı teneffüs ettim. Orijinal fotoğrafları ve belgeleri gördüm. Bu konuda az sayıda şanslı insandan biriyim (biraz tatlı dil ve Karadeniz inadının da faydasını gördüğümü ekleyelim). ;-))

Özetle bugünden geçmişe baktığımızda Uşi Antlaşması; Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkan Savaşı’nda kendini kısmen güvende hissetmesine vesile olsa da uzun vadede Oniki Adaların tamamen kaybettirildiği bir diplomatik oyuna gelinmesine engel olamamıştır.

Leave a Comment

Your email address will not be published.

You may also like

Read More