Hayatımıza giren birçok kelimeyi “köken bilim” üzerinden incelediğinizde karşımıza çıkanlar bizi şaşırtır.

Hiç merak ettiniz mi hastaneden ayrılırken neden TABURCU işlemleri yaptığımızı.

Köken bilmek için birlikte 1900’lere gidelim.

Önce BALKAN HARBİ, ardından ÇANAKKALE SAVAŞI patlak vermiştir. Cephede sıhhiye eksikliği yakıcı boyutlardadır. Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin 765 öğrencisi cephede farklı seviyelerde hizmet veren sıhhiye bölüklerine sevk edilir. Hocalar cephelerdeki en kapsamlı hastanelerde görev yaparken 1. sınıf öğrencileri SARGI ve DURAK YERLERİnde; yerlerini alırlar. Kader!.. Ah o kader!..

Kimi Kafkas Cephesi’nde, kimi doğuda, kimi batıda Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin en nadide öğrencilerinin 415’i ŞEHİTLİK MERTEBESine erecektir. Her milletten ve farklı sınıflarda okuyan ve tamamı cepheye giden öğrenciler; 680’i Türk, 40’ı Rum, 35’i Ermeni, 10’u ise Musevi olmak üzere toplamda 765 kişiydiler. Ama hepsi bu vatanın evladı, hepsi kardeş̧, hepsi karındaştılar. Biri diğerini öteki kılmazdı. Vatanları uğruna, seve seve gittiler. Düşünmediler; ne geride kalanlarını ne de kendilerinden geriye kalacakları. Böyle sıcak bir havada hayatın yakıcı etkileriyle ölümün soğuk nefesi arasında gidip geldi bu gençler.
Ve artık okulda eğitim tamamen durmuştur. Öğrencisiz kalan Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane tamamen hastaneye dönüştürülmüştür.

Ülkede eğitimli eğitimsiz sağlıklı tüm erkekler askerdir. Tabip komutan iyileşen askerlerin ayrılış evraklarını iki şekilde imzalar. Artık cephede silah tutamayacak durumda sakatlıkları olanlar “EVCİ”dir, yeniden cepheye dönebilecek kadar iyileşenler ise “TABURCU”…

Yer Çanakkale cephesidir. Tabip komutan askerleri kontrol etmektedir. Her ikisi de uzuvlarını cephede kaybeden iki asker, TABİBİN sevk evrakına yazdığı “EVCİ” ibaresine itiraz edeler. Ancak tabip komutanını “EVCİ” yerine “TABURCU” yazmaya ikna edemezler. Onların tek isteği koşa koşa taburlarına geri dönmek ve kader arkadaşlarıyla beraber cephede vatan uğruna çarpışmaktır. Oysa tabip tek ayaklı olmalarına rağmen cepheye dönmek isteyen bu askerlerin diğer askerlere ayak bağı olacağı öngörüsündedir.

Cephenin her yanında acı ve ölüm kol gezmektedir. Lakin Türk askeri ne hastanelerde ne de nekahethanelerde uzun uzadıya kalmak gayretindedir. Onların en önemli beklentisi kendilerine verilecek evraka “TABURCU” yazılmasıdır.

Ne mi yaparlar? Çizmelerine zift doldurup dizin altından kesilmiş olan ayaklarını içi zift dolu çizmeye sokarlar. Ertesi gün tabibin karşısında dimdik durmaktadırlar. Gözleri yaşlarla dolan tabip her iki askerin evraklarını da değiştirip “EVCİ” yerine “TABURCU” yazar. Artık ikisi de taburlarına dönmeye hazırdırlar. Ve taburlarına dönebilmenin verdiği gururla; göğüslerini gere gere ölüme giderler.

Adanmış Hayatlarla dolu bir milletin kıymet bilen evlatları olmak boynumuzun borcudur. Bizi biz yapan bu vatan sevdasıdır. Tam da bu nedenle “KÖKEN BİLİN” istedik. Bir daha hastaneden evinize dönerken evraka “TABURCU” yazıldığında bu isimsiz kahramanları bu ADANMIŞ HAYATLARI hatırlayın istedik.

Leave a Comment

Your email address will not be published.

You may also like

Read More